ÇUDOMIR "VINN...VINN..."

01.08.2019

"Vınn... Vmn... Vınn..." diye vınlıyor eski çıkrık ve Tinka Teyze birbirine dolaşmış ipleri usta elieriyle çözüyor ve ocaklığın yanında ipi masuraya doluyor. Dinko Amca yarı soyunmuş, köşedeki yastığa uzanmış, buğulu gözlerle ona bakıyor. Bütün hafta yukarıdaki büyük ormanda ev mertekleri yontmuş ve bu akşam yorgun, sakalı uzamış ve kirlenmiş olarak eve döndü.

 

Önce tıraş oldu, sonra Tinka Teyze büyük bakırda su ısıttı, başına su döktü ve temiz bir gömlek getirdi. Sonra kendisi de yıkandı, tarandı, saçlarını altı belik ördü ve akşam yemeği için kıpraşmaya başladı. Oturup yemek yediler, kadın şarap da doldurdu sarı tasla, Dinko Amca okkalı bir yudum çekti, ardından da bıyıklarını avucuyla sildi, iç geçirdi, oturduğu yerde biraz geri çekildi ve katın  keçi pöstekısinin üzerine keyifle uzandı. Gece sanki nefesini tutmuş dinliyordu, ocaklıktaki korlar patlıyor, alevin dilleri siyah şömineyi yalıyor ve Tinka'nm kızarmış yanaklarını aydınlatıyordu.


Teyze gidip geliyor ve boş kapları topluyordu. Dinko Amca gözlerini kırpmadan ona bakıyor, şarap da enine ve boyuna damarlarına yayılıyordu. Sırtında tatlı titreşimler uyanıyor ve:

"Yaşlanmıyor şu kadın! Ayakta, sapasağlam ve halen taş gibi! Bunca ış yapar ve zayıflamaz, hep öyle olduğu gibi, biraz dolgunca ve halen yanaklarında pembelik var" diye düşünüyordu

 

Tinka Teyze ise kâh yukarı beyaz bir bakır asmaya uzanıyor e duz bedenini geriyor, kâh ocaklığın etrafında eğiliyor ve dar yuvarlak baldırını ortaya çıkarıyordu.

"E, yeter artık, yatmayacak mısın?" diyordu davetkârca Dinko Amca.

"Ne acelen var?" diye sırıtıyordu Tinka Teyze. "Her şeyi ye­me koymak, silip süpürmek gerek, değil mi? Üstelik sen de öyle bır ateş yaktın ki, ne söndürmeye, ne de üstünü örtmeye gelir. Ateş yanarken bir masura daha doiayayım ve o zaman. Tezgâh beklıyor beni."

"Masuran da öte dursun! Sanki varın yapamazsın!"

"Sen kadın işlerine karışma" diye yanıtlıyordu onu şakadan Tinka Teyze. "Ben işimi bilirim. Nesi varmış bunun, ateş geçınceye kadar bitiririm. Hepimiz çıplağız. Elimizi çabuk tutmalıyız, çunkü Paskalya geliyor."

Ve çıkrığı aldığı gibi onu ocaklığa yaklaştırdı, karşıya oturdu, ayağını uzattı ve yün eğirmeye başladı.

 

"Vınn, vınn..." diye ötüyordu çıkrık ve Tinka dolaşık iplik­leri çözüyor ve ince masuralara doluyordu.

Ateş kâh sönüyor, kâh yeniden alevleniyor ve kadının çıplak boynunu aydınlatıyordu. Dinko Amca başını ellerinin arasına almış kadının çıplak bacağına, boynuna, bir türlü bitmek bilmeyen yumağa bakıyor ve rüyadaymış gibi mırıldanıyordu:

"Vınnnn, vınnn... Senin vınlaman da öte dursun. İşın de! Şimdi buldun ip doiayacağın zamanı! Sanki başka zaman olmaz! Hadi artık yat ve lâmbayı üfle, gözüme yanmasın."

"Ya Dinko, sen de biraz daha beklesen ne olur, bak ne kadar az kaidı! Örtüyü çek ve güzelce sarın, ben hemen şimdi..."

 

Dinko Amca memnunsuzca iç geçirdi, duvar tarafına kıvoldı, sonra sarındı, elini başının altına koydu ve yarı açık gözlerle dalgınca bekledi. Çıkrık ise tekdüze ve uyutucu ninni gibi türküsünü söylüyor, insanın içini geçiriyor ve Tinka Teyze bir anlığına ipleri çözmek için durduğunda, şöminenin içinde gizli bir çırçır neşeyle, oynakça ve davetkârca çalmaya başlıyordu. Çıkrık başlayınca o susuyordu.

Yumak nihayet bitiyordu. Bir an önce bitirmeye acele eden.  Tinka Teyze kâh ipliği koparıyor, kâh da düzelteyim derken daha çok dolaştırıyordu. Son ipliği de masuraya doiayıp çıkrığı köşeye c değiştirmek için kalktığında, kocasına baktı, irklidi ve öylece kalakaldı. Kalın örtünün altında ısınmış, yorgunluğun ve şarabın etkişiyle Dinko Amca ellerini yaymış ve uykuya dalmıştı. Yanaklarını şişirerek ağzıyla pufluyor, sanki mum söndürüyordu.

 

Tinka Teyze çömelmiş vaziyetle biraz durdu, baktı baktı ve ayağa kalktı, ardından da dolanmış ipliği kızgınca suluğa doğru
attı ve hafitçe:

"Lanet olasıca! Şimdi buldun kopacağın ve dolaşacağın zamanı!" diye mırıldandı.

Uyuyan kocasına bir daha baktıktan sonra uzandı başka bir masura aldı, onu taktı, yine oturdu ve çıkrık yeniden yavaş ve tekdüze bir şekilde "Vınn, vınn, vınn...'' diye ötmeye başladı.

Şöminedeki cırcırın sesi bir daha duyulmadı.



Yorum